Neden ile Başla

Neden ile başla, Simon Sinek’in 2009 yılında yaptığı bir konuşma ve konuşmadaki paylaşımlar üzerinden yaptığı bir kitap ile hayatımıza girdi. Oldukça basit ama etkili olan bu yaklaşım ile Simon Sinek bir çok şirketin birbirine benzer şekilde kendisini ifade ettiğini ama bazılarının bunu daha farklı yaparak, bazen sadece belirli argümanların sırasını değiştirerek fark yarattığını ortaya koyuyor. Aradaki farkı yaratan “Neden” sorusu şirketlerin müşterileri ile iletişiminde fark yarattığı kadar kendi gelişiminde de önemli bir rol oynuyor.

Basitçe ele alırsak şirketlerin kendilerini ifade biçimleri  “Ne”, “Nasıl” ve “Neden” olmak üzere 3 temel sorudan bir yada bir kaçına cevap veriyor;

Ne sorusu; Her şirketin cevabını verebileceği, cevabı en belirgin olan sorudur. Örneğin bir şirket cep telefonu üretiyor, otelcilik hizmeti veriyor veya kitap basıyor olabilir. Sorunun cevabının belirgin olması nedeniyle şirketlerin kendilerini ifade ederken en çok cevap verdikleri soru budur. Bu sorunun cevabı bir şirketi tanımlayabilir fakat varlığını anlamlandıramaz.

Nasıl sorusu;   “Ne” sorusu kadar belirgin olmasa da cevabını bildiğimiz  bir sorudur. Örneğin cep telefonu yapan bir şirket bunu “Yüksek teknoloji ile hassas parçaları bir araya getirip üzerine laboratuarlarımızda geliştirdiğimiz özel yazılımları yüklüyoruz” gibi bir cevap verebilir. Şirketlerin çoğu bu cevabı kendilerini farklılaştıran, çalışanlar ve müşteriler tarafından tercih edilen bir şirket olabilmek için kullanırlar. Ne yazık ki bu yaklaşım nadiren işe yarar. Diğer şirketlerin de benzer cevapları olacaktır ve asıl aradığımız şey aslında daha derinlerdedir.

Neden sorusu; Az sayıda şirket kendisini anlatırken neden sorusuna cevap verebilir. Hatta bu soruyu doğrudan sorduğunuzda dahi cevap alamama olasılığınız yüksektir. Aslında her şirket bir neden ile kurulur ve bu genellikle para kazanmanın ötesinde bir tutku barındırır. “Neden”, bir şirketin inancıdır. Motivasyonu sağlayan ve şirketi ileri iten güçtür. İyi bir nedeniniz yoksa yaptığınız şeyi arzulamazsınız diğerleri gibi sadece yaparsınız. Nedeniniz güçlü ise üzerine koyarsınız, geliştirirsiniz ve büyütürsünüz. Çalışanlarınız, müşterileriniz hatta tedarikçileriniz de size en çok bu nedene bağlanırlar.

Bu üç soruyu birbirleri içerisine geçmiş çemberler gibi düşünebiliriz. (Simon Sinek bunu altın çember olarak adlandırmaktadır.)

Geleneksel yaklaşımda şirketlerin kendisini ifade etme biçimi dışarıdan içeriye doğrudur. Bu en belirginden en az görülene doğru inen bir reflekstir, iç çembere ya hiç uğramaz ya da nadiren bir parçasını barındırır.

Yukarıdaki örnekten gidersek cep telefonu üreten bir şirket geleneksel yaklaşımla kendisini şöyle tanımlayabilir;

 “Biz olabilecek en iyi cep telefon üretiyoruz (Ne Yapıyoruz), bunu yaparken yüksek teknoloji ile hassas parçaları bir araya getirip üzerine laboratuarlarımızda geliştirdiğimiz özel yazılımları yüklüyoruz(Nasıl Yapıyoruz)”

Bu şirket tutkusunun bilincinde olarak kendisini içeriden dışarıya doğruda tanımlayabilir;

“İnsanların sosyal varlıklar olduğunun ve iletişimin bunun temelini oluşturduğunu biliyoruz. Biz insanların mutluluğu için, olabildiğince güçlü iletişim araçları sunuyoruz. (Niçin) ), bunu yaparken yüksek teknoloji ile hassas parçaları bir araya getirip üzerine laboratuarlarımızda geliştirdiğimiz özel yazılımları yüklüyoruz(Nasıl Yapıyoruz). Biz olabilecek en iyi cep telefonunu üretiyoruz (Ne Yapıyoruz)”

Sizce hangisi daha anlamlı? Hangisi daha çekici? Hangisi şirketin önemli kararlar alması gerektiğinde rehberlik edebilir?

Future of Mind’ta bizler de tutkumuzun peşinden gidiyoruz. İnsanların ve kurumların hayatlarına dokunma arzumuz bizi sürekli dinç tutuyor. Kullandığımız tüm yöntemlerin, tekniklerin ötesinde tutkumuzun danışanlarımız ile aramızdaki ortak bağı oluşturduğuna inanıyoruz.  Bu sayede büyüyoruz ve yaptığımız işten keyif alıyoruz. Bizim altın çemberimize göz atmak isterseniz;

Biz Future of Mind’da , hepimizin büyük bir potansiyel ile doğduğuna inanıyoruz, küçük dokunuşların bireylerde ve kurumlarda yarattığı değişimden ve elde ettikleri sonuçları görmekten keyif alıyoruz, gurur duyuyoruz. Bu tutkumuzu gerçekleştirmek için psikoloji temelli teknikleri, güçlü koçluk yaklaşımlarını ve özelleştirilen koçluk araçlarını kullanıyoruz. Bu sayede bireylere ve kurumlara yol arkadaşlığı yaparak, zorlu gözüken engelleri aşmalarına destek oluyoruz. Potansiyellerini gerçekleştirmelerinde ve hayallerine ulaşmalarına destek oluyoruz.